İçeriğe geç

Gavurdağı salataya salatalık konur mu ?

Kayseri’de Bir Akşam ve İçimde Biriken Küçük Sorular

Kayseri’nin akşamları bana hep biraz ağır gelir. Gün biter ama şehir tam bitmez; sanki herkes yarım kalmış bir cümleyi içinden tekrar eder gibi sessizleşir. O gün de öyle bir akşamdı. Penceremin önünde oturmuş, elimde eski bir defter, gün boyunca aklımda dolanan küçük bir soruyu yazıp yazıp siliyordum.

“Gavurdağı salataya salatalık konur mu?”

Kulağa basit bir mutfak sorusu gibi geliyor olabilir ama benim için öyle değildi. Çünkü bazı sorular yemekle değil, insanlarla ilgilidir. Ve ben bunu o gün daha yeni anlamaya başlamıştım.

Bir Lokantada Başlayan Küçük Tartışma

Her şey birkaç gün önce, arkadaşlarla gittiğimiz küçük bir kebapçıda başladı. Adana’dan gelen bir arkadaşım vardı, ismi Emre. Yüzü güler ama söz konusu yemek olunca ciddileşirdi. Menü geldiğinde hiç düşünmeden “Gavurdağı salatası alalım” dedi.

Ben o an bile içimde hafif bir tedirginlik hissettim. Çünkü Kayseri’de büyümüş biri olarak her salata benim için biraz “kurallı”dır. Domates olacak, soğan olacak, nar ekşisi dengeli olacak… ama iş salatalığa gelince kafam karışır. Bazı yerlerde koyarlar, bazı yerlerde koymazlar.

Salata geldiğinde Emre ilk çatalı aldı ve hiç düşünmeden konuştu:

“Salatalık yok mu bunda?”

Garson omuz silkti. “Biz koymuyoruz abi.”

O an Emre’nin yüzü değişti. Sanki sadece bir malzeme değil, bir gelenek eksilmiş gibiydi. Ben ise iki arada kalmıştım. Bir yandan “salatalık olmalı mıydı gerçekten?” diye düşünürken, bir yandan da neden bu kadar önemli olduğunu anlamaya çalışıyordum.

İşte o sorunun ilk kez içime düşüşü böyle oldu.

Salatalığın Eksikliği ve Fazla Gelen Düşünceler

O gece eve döndüğümde salata değil, Emre’nin yüzü aklımdaydı. Bir insanın bir tabak salataya bu kadar tepki vermesi bana önce garip gelmişti. Sonra düşündüm: Belki de mesele salatalık değildi.

Belki mesele, herkesin kendi “doğrusunu” yemeklere bile taşımasıydı.

Ben Kayseri’de büyürken evde yapılan salatalarda salatalık çoğu zaman olurdu ama bazen olmazdı. Annem “evde ne varsa o” derdi. O yüzden bu konuda net bir çizgim hiç oluşmamıştı. Ama Emre’nin tepkisi bana bir şeyi fark ettirdi: İnsanlar yemekleri bile kendi şehirleri gibi savunuyordu.

Ve ben o gece defterime şunu yazdım:

“Belki de bazı insanlar salatalığı değil, alıştıkları düzeni arıyor.”

Bir Hatıra: Annem ve Yaz Sofraları

Çocukluğuma indiğimde her şey biraz daha netleşti. Yaz akşamları balkonda kurulan sofralar… Annemin aceleyle doğradığı domatesler, eline geçen yeşillikler… Bazen salatalık olurdu, bazen olmazdı.

Ama garip olan şu: Biz hiç tartışmazdık.

Yemek geldiğinde kimse “bu eksik” demezdi. Çünkü sofranın kendisi eksiksizdi. Annem sofrayı sadece yemekle değil, günün yorgunluğuyla kurardı. Biz de o sofrada sadece doymuyorduk; biraz da susuyorduk, biraz da dinleniyorduk.

Şimdi düşünüyorum da, o zamanlar “Gavurdağı salataya salatalık konur mu?” diye bir sorumuz olsaydı, annem muhtemelen gülüp geçerdi.

Ama büyüdükçe sorular büyüyor, cevaplar küçülüyor.

Gavurdağı Salataya Salatalık Konur mu?

Bugünkü makalemizde “Gavurdağı salataya salatalık konur mu” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Bu soru bir süre benimle yaşamaya başladı. Markette dolaşırken, evde bir şeyler hazırlarken, hatta ders çalışırken bile aklımın bir köşesinde duruyordu.

İnternette tariflere bakmaya başladım. Bazıları koyuyor, bazıları koymuyor. Bazıları “aslı budur” diyor, bazıları “aslı diye bir şey yoktur” diyor.

Ve ben her okuduğumda biraz daha kararsız kalıyordum.

Aslında mesele gerçekten salatalık değildi.

Mesele, “doğru olan ne?” sorusunun bir tabakta bile bizi rahat bırakmamasıydı.

Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biri olarak bunu çok net hissetmeye başladım. Hayatımın birçok yerinde aynı soru vardı:

“Böyle mi olmalı, yoksa şöyle mi?”

Emre ile Yeniden Karşılaşma

Bir hafta sonra Emre’yle tekrar buluştuk. Bu kez daha sakin bir yerde oturduk. Çay içtik. Konu yine yemeklere geldi.

Ben dayanamadım ve sordum:

“Gerçekten salatalık bu kadar önemli mi senin için?”

Gülümsedi. Ama bu kez alaycı değildi.

“Önemli değil aslında,” dedi. “Ama çocukluktan kalan bir şey var ya… eksik hissediyorsun bazı şeyleri. Onun gibi.”

O an sustum. Çünkü ilk kez onun tepkisini anlamaya yaklaşmıştım.

Ben de içimden geçirdim: Belki ben de bazı şeyleri eksik hissediyorum ama adını koyamıyorum.

Ve o an içimde garip bir huzursuzlukla karışık bir farkındalık doğdu.

Eksik Olan Salatalık mıydı, Yoksa Beklentiler mi?

Bu soru beni uzun süre düşündürdü. Çünkü hayatımda da aynı şey vardı.

Bazen bir şey eksik olmuyordu aslında, ben eksik olmasını bekliyordum. Bazen bir tabak yemek değil, bir anın “olması gerektiği gibi” olmasını istiyordum.

Ve olmadığında içimde küçük bir kırıklık oluşuyordu.

Salatalık meselesi bana bunu öğretti.

Bir Sofranın İçinde Büyüyen Sessizlik

O akşam eve döndüğümde annemi aradım. Uzun zamandır böyle bir sohbet etmemiştik.

“Anne,” dedim, “sen Gavurdağı salatasına salatalık koyar mısın?”

Bir an sustu, sonra güldü.

“Evde varsa koyarım oğlum, yoksa koymam. Salata bu kadar büyütülmez.”

İşte o cümle içimde bir yere dokundu.

“Bu kadar büyütülmez.”

Ben büyütmüştüm. Emre büyütmüştü. Belki de herkes kendi içinde bazı küçük şeyleri gereğinden fazla büyütüyordu.

Şehirler, Lezzetler ve İnsanlar

Kayseri’de yaşamak bana her zaman düzeni öğretmişti. Her şeyin bir kuralı var gibi hissettirirdi. Ama dışarı çıktıkça fark ettim ki, bazı şehirler yemekleri kurallarla değil, alışkanlıklarla yaşıyor.

Adana’da, Gaziantep’te, Hatay’da… her yerde aynı yemeğin farklı bir ruhu vardı.

Gavurdağı salatası da bunlardan biriydi.

Bir yerde salatalık bir zorunluluktu, bir yerde tamamen tercihti. Ama herkes kendi yaşadığı yere göre “doğru”yu savunuyordu.

Ve ben bu çeşitliliğin içinde kendi düşüncelerimin de değiştiğini fark ediyordum.

“Gavurdağı salataya salatalık konur mu” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Bingai olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Sonuç Değil, Devam Eden Bir Düşünce

Şimdi hâlâ bazen düşünüyorum.

“Gavurdağı salataya salatalık konur mu?”

Cevap bulmak için değil artık. Sadece o sorunun bende bıraktığı hissi anlamak için.

Çünkü artık biliyorum ki bazı soruların tek bir cevabı yok. Bazıları sadece insanları, alışkanlıkları ve geçmişi anlamak için var.

Ve belki de en önemlisi şu:

Bir tabak salataya bakarken bile aslında kendi hayatımıza bakıyoruz.

Eksik sandığımız şeylerin gerçekten eksik olup olmadığını değil, bizde neyi temsil ettiğini düşünüyoruz.

Benim için bu soru artık bir tarif sorusu değil.

Bir hatıra, bir arkadaş yüzü, bir anne sesi ve Kayseri’nin sessiz akşamları.

Benzer Bir Yazı: Ferdi Tayfur'un ilk filmi hangi yılda çekildi ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexper girişbetexper giriş